jump to navigation

imparatorun resimleri Ağustos 14, 2008

Posted by ibrahimtatlisessevenleri in ibo resimleri.
Tags:
add a comment

Ibrahim tatlisesin hayatı Ağustos 14, 2008

Posted by ibrahimtatlisessevenleri in hayatı.
Tags:
add a comment

İbrahim Tatlıses 1954 yılında Şanlıurfa’da doğdu. Sanatçının çocukluğu hep yokluklarla geçmişti. Sesinin güzel olması nedeni ile yöreye has “Sıla Geceleri”nde hep büyüklerinin yanında türküler okumuştur. İbrahim Tatlıses’i yöredeki herkes güzel ve yanık sesi ile tanımıştır. Belirli bir zaman sonra ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etmeye karar verir. İstanbul’a gelen Tatlıses ve Ailesi burada bulunan akrabalarını yanına yerleşir ve bir çok işlerde çalışır, leblebi satıcılığı, inşaat demirciliği ustalığı gibi. İbrahim Tatlıses bir zaman sonra hayatı boyunca örnek aldığı adam Yılmaz Güney gibi olmaya karar verir.

Yaklaşik otuz yil önce inşaatlarda işçilik yapan karayağız bir gencin, hem müzik hem de iş dünyasi anlaminda tırnaklarıyla kazıya kazıya zirveye tırmanmasının hikayesi… Yedi çocuklu kalabalık ve fakir bir ailenin çocuğuydu. Çocuk yaşlarda çalışmaya başladı, yaşamin agir yükünü omuzladı. İnşaatlarda soğuk demir ustalığı yaptı. Adanalı bir sinemacının, inşaatta türkü söyleyen bu muazzam sesi duymasıyla birlikte şöhret yolu açılmış oldu. Önce Adana’da ardından Ankara’da çeşitli gazinolarda sahne aldi. Sesinin güzelliğini dinleyenler vasıtasıyla şöhreti dilden dile yayıldı. Yetmişli yillarin ortalarina dogru Istanbul’a geçerek orada sahne almaya başladi. Şansını denemek isteyen Tatlıses Ailesinin ve çevresinin yardımıyla ilk kasetini çıkarır. Bu albüm onu şöhrete ulaştıracak olan kapıları ardına kadar açmıştır. “Ayağında Kundura” ile müzik dünyasına bomba gibi düşer. 1977 yılında çıkardığı “Ayağında Kundura” adlı kırkbeşlik plakla tüm Türkiye’ye sesini duyurdu. Ardından “Sabuha”, “Dom Dom Kurşunu”, “Bir Mumdur” gibi türküleriyle Türkiye’nin gelecekteki müzik hayatında sarsılmaz bir yere sahip oldu. İbrahim Tatlıses çıkardığı kasetten sonra sinemayada el atar. Sanatçı yaptığı her işte başarılı olmanın sırrını öğrenmişti. Ve artık ne yapsa başarılı oluyordu. Halkın bitanecik İbo’su olmuştu. Her kaseti satış rekoru kırıyordu. Filimleri en çok izlenen filmler arasında yer alıyordu. Seksenli yıllarda tüm Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri onunla tanıştı. Yunanistan’dan Suudi Arabistan’a, Almanya’dan Afganistan’a çok geniş bir coğrafyada, milyonlarca hayran edindi. Kasetleri ve posterleri bazı ülkelerde milyonlarca satarken yurtiçinde ve yurtdışında sayısız ödülün sahibi oldu. Seksenli yıllarda çıkardığı “Allah Allah”, “Kara Zindan”, “İnsanlar” ve “Fosforlu Cevriyem” gibi albümlerinin satışı milyonları aştı.80′li yıllar İbrahim Tatlıses’in yılları olmuştu. Sanatçı 90′lı yıllarda olgunluk devrine girmiştir. Artık sarsılmayacak kale olmuştur. Türkülerden Arabesk’e geçmiştir.90′lı yıllar aynı zamanda Tatlıses için ticaretin başlamış olduğu yıllar olmuştu. Tatlıses Turizm, Tatlıses Lahmacunculuk, Tatlıses Otelleri gibi birçok şirket kuran sanatçı şarkıcılığından kalan zamanlarda bunlarla uğaşmayı tercih ediyordu. İbrahim Tatlıses, 1991 yılında müzik sektörünün kurumsallaşmasında ilk adımı atan Raks Müzik’le anlaşti. Ve ertesi yıl “Ah Keşkem” adlı albümüyle çıktı hayranlarının karşısınaUğur Bayar ve Mustafa Özhan ikilisinin müzik yönetmenliğini yaptığı albüm, söz ve müziği kendisine ait “Ah Keşkem”le çıkış yaptı. “İki Gözüm İki Çeşme” ve “Yar Diline” gibi popüler parçaların yanı sıra kendisine ait eserleri yorumladı. 1993 yılında çıkardığı albüm ise “Mega Aşk” adını taşıdı. Mustafa Özden’in yönetmenliğini ve aranjörlüğünü yaptığı albümde Selami Şahin’e ait “Seni Sevmediğim Yalan”, “Akşamdan Akşama”, “İçem Diyorum”, “Bu Nasıl Güzel”; Yusuf Hayaloğlu’na ait “Dağlarda Kar Olsaydım”; Ali Gencebay’a ait “Çakmak Çakmağa Geldik”; Arif Sağ’a ait “Kötü Kader”; Hasan Kaplan’a ait “Yürüyorum Dikenlerin Üstünde”; Mehmet Arslan’a ait “Ben Ne İnsanlar Gördüm” ve kendisine ait “Mega Aşk”, “Sen Sen”, “Derya” adlı onüç parça yorumladı. 1994 tarihini taşiyan “Haydi Söyle” albümü Burhan Bayar, Arif Sağ, Özkan Turgay ve Zafer Dalgıç’tan oluşan uzman bir kadro eşliğinde hazırlandı. “Haydi Söyle”, “Nankör Kedi”, “Saza Niye Gelmedin”, “Tombul Tombul” gibi parçalar büyük beğeni kazanırken, Tatlıses köklerini de unutmayarak “Maraş Maraş” adlı derlemesini seslendirdiği Kazancı Bedih’i de müzikseverlere tanıtmış oldu. İbrahim Tatlıses, adıyla birlikte anılan ve eski kırkbeşliklerde kalan ünlü parçalarını, 1995 yılında “Klasikleri” adını taşıyan albümde biraraya getirdi. Günümüz teknolojisinden yararlanılarak alt yapısı hazırlanan albümde, eski parçalarını yeniden seslendirerek hem yeni kuşağın eski Tatlıses’i tanımalarını hem de hayranlarının piyasada kaydı olmayan bu şarkıları arşivlerine katmalarını sağladı.

“Ben De İsterem” adını taşıyan 1996 tarihli albümüyle yeni bir satış rekoruna imza attı. Sendur Güzelel’in yönetmenliğini, Osman İşmen’in aranjörlüğünü yaptığı çalışmada yer alan “Fırat” türküsüyle uzun süre listelerde kaldı. “Allahım Neydi Günahım”, “Yakamoz”, “Yol Ver Dağlar” gibi popüler parçaları kendisine has üslubuyla yorumlayarak 1996 ve 1997 yılında sayısız ödülün sahibi oldu. Hızını kesmeyerek ertesi yıl “At Gitsin” albümünü piyasaya sürdü. Albüme adını veren parça başta olmak üzere tüm parçaları yine Türk halkının diline dolandı. Tatlıses, bu albümde pop müziğin ünlü isimlerine ait parçaları da seslendirdi. Kayahan’ın “Odalarda Işiksizım”, Sezen Aksu’nun “Erkekler” ve Yıldız Tilbe’nin “Anam” adlı parçalarını yorumladı. “Bi Tanem”, “Güneş Dogmuyor” ve “Ağlıyorum Kahrımdan” adlı parçalarını seslendirdiği yeni bir yeteneği, Cengiz İmren’i müzikseverlere tanıttı. İbrahim Tatlıses, seksenli ve doksanlı yıllar boyunca çevirdiği sinema filmleriyle de çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtladı. Sinemanın baştan sona her alanında yeteneklerini sergiledi. Talk show programları hazırladı, çeşitli sanatçilarin video klip yönetmenliğini yaptı. Tatlıses, bugün, yalnız sanatçı kişiliğiyle değil, yanında çalıştırdığı ikibin kişiyle ve hâlâ insanlara iş alanlari açan başarili işadami kimligiyle de Türkiye’nin sayili isimleri arasinda yer aliyor. Yönetmen, oyuncu, senarist, söz yazarı, besteci ve yorumcu İbrahim Tatlıses’in sahip olduğu şirketler grubu; gıda, film, prodüksüyon, turizm, havacılık ve yayıncılık dallarında faaliyetlerini sürdürüyor.

Sanatçının Şanlıurfa’dan bulunan eşinden 1 erkek ve 2 kız, sinema sanatcısı Perihan Savaş’tan bir kız ve şu an hayatını paylaştığı Derya Tuna’dan ise 1 erkek çocuğuna sahiptir. Sanatçı hayatı boyunca inandığı şeyler uğruna savaş vermiş ven bunları başarmıştı. Bu kadar ünlü olmanın tek sebebi bu olsa gerek.

İbonun okuduğu şarkıların sözleri Ağustos 14, 2008

Posted by ibrahimtatlisessevenleri in şarkı sözleri.
Tags: ,
add a comment

Allahim neydi günahim

Allahim neydi günahim
Günahim neydi Allahim
Dualarimda yalvarmistim
Onla olmakti isyanim

Can yoldasim arkadasim
Kaderimdi sen yazmistin
Ben nerde yanlis yaptim

Bitti dünyam ziyan oldum ziyan
Ah bir anlasam nerede nerede nerede
Ben nerde yanlis yaptim

Mumlar yakmistim yalvarmistim
Sen yazmistin olabilirdi
Sevgi yeterdi sen kaldirdin
Allah’im

Ben nerde yanlis yaptim
Allah’im

Söz-Müzik: Kayahan

Yakamoz

Yagmur yagar islanirsin vay aman
Günes dogar kurumazsin vay aman
Ay isigi der durursun vay aman
Yakamozsun sen…

Sessiz sessiz aglar gibisin vay aman
Günes dogdu gideceksin vay aman
Birak ay gitsin sen kal bu gece vay aman
Umudumsum sen

Söz-Müzik: ahmet kaya

Sormadin beni

Ah yine aksam oldu günes batiyor
Çekilmez dertlerle hasret basliyor
Nerden bileceksin ne hallerdeyim

Ah yagmurlar yagdi yine tasdi gözüm hep
Simdi sensiz sokaklarda köselerdeyim
Basbasa kalmisim yine hayallerimle
Nerden bileceksin beni ne hallerdeyim

Bir gün merak edip bulmadin beni
Bir gün arayipta sormadin beni
Sormadin beni ne hallerdeyim

Ah bir gittin dönmedin bir daha geri
Bu nasil sevgi ah öldürdü beni

Ah yagmurlar yagdi yine tasti gözüm hep
Simdi sensiz sokaklarda köselerdeyim
Basbasa kalmisim yine hayallerimle
Nerden bileceksin beni ne hallerdeyim

Söz: Tahir Paker / Müzik: Sait Büyükçinar

Hor görme

Nerde boynu bükük bir garip görsem
Hor görme kim bilir ne derdi vardir
O garip halinde ne sirlar gizli
Onu bu hallere bir koyan vardir

Ah o garip halinde ne sirlar gizli
Onu bu hallere bir koyan vardir
Belki benim gibi sevdigi vardir

Madem yasamaya geldik dünyaya
Benim de herseyde bir hakkim vardir
Sevmiyorsan hor görme bari
Benim de senin gibi Allahim vardir

Nice ümit dolu hayat yolunda
Yolunu kaybetmis garip ne yapsin
Hersey haktan ama zulmetmek kuldan
Gönül bir zalimi sevdi ne yapsin
Gönül bir vefasiz sevdi ne yapsin

Madem yasamaya geldik dünyaya
Benim de herseyde bir hakkim vardir
Sevmiyorsan hor görme bari
Benim de senin gibi Allahim vardir

Söz-Müzik: Orhan Gencebay

Basi belalim

Elimde olsa hiç aglar miydim
Elimde olsa bel baglar miydim
Yikilsin daglar açilsin yollar
Senin elinden içim kan aglar

Basimin taci kara sevdalim
Gözümün nuru basi belalim

Elimde olsa hiç sever miydim
Elimde olsa dert çeker miydim
Ayrilik çoktü belimi büktü
Senin hasretin canima yetti

Basimin taci kara sevdalim
Gözümün nuru basi belalim

Söz: Namik Kizilirmak
Müzik: Mustafa Beyazkus

Ben de isterem

Ahmedin, mehmedin sevgilisi var
Benim kollarim neden bombos kaldilar
Onlara sevdanin çiçekli dallari
Bana da sevdanin dikenli yollari
Ey ben anlamam anlamam
Ahmet, mehmet dinlemem

Ben de isterem elma gibi yanaklardan
Ben de isterem kiraz dudaklardan
Yetim miyem öksüz miyem

Ahmedin, mehmedin sevgilisi var
Benim kollarim neden bombos kaldilar
Onlara sevdanin çiçekli dallari
Bana da sevdanin dikenli yollari
Ey ben anlamam anlamam
Ahmet, mehmet dinlemem

Ben de isterem kiraz dudaklardan
Ben de isterem elma yanaklardan
Öksüz miyem yetim miyem

Söz-Müzik: Ibrahim Erkal

FIRAT

Su fIratin suyu akar serindir
Ölem ölem derdo ölem akar serindir
Yarimi götürdü anam kanli zalimdir
Ölem ölem kanli zalimdir nasil gülem

Daha gün görmemis taze gelindir
Ölem ölem derdo ölem taze gelindir
Söyletmeyin beni anam yaram derindir
Ölem ölem yaram derindir nasil gülem

Kömürhan köprüsü harput’a bakar
Ölem ölem derdo ölem harput’a bakar
Kör olasi zalim firat ocaklar yikar
Ölem ölem ocaklar yikar nasil gülem

Ahbaplarin gelmis agitlar yakar
Ölem ölem derdo ölem agitlar yakar
Söyletmeyin beni anam yaram derindir
Ölem ölem yaram derindir nasil gülem
Söz-Müzik: Izzet Altinmese

Yol ver daglar

Basi duman pare pare
Yol ver daglar yol ver bana
Gönlüm gitmek ister yare
Yol ver daglar yol ver bana

Ömrümün uzun yolu
Çekip gitsem yare dogru
Gözlerim yas dolu dolu
Yol ver daglar yol ver bana

Asik olmak benim karim
Çok aradim nazli yarim
Dudu dilim sitem karim
Yol ver daglar yol ver bana

Karli daglarda esmedim
Ben o yare hiç küsmedim
Daha umudumu kesmedim
Yol ver daglar yol ver bana

Söz: Asik Yener / Müzik: Ismail Özden

Yanagi gamze

Bir güzel sevmistim yanagi gamze
Benziyordu gülüsleri saz ile söze
Aldilar elimden kaderle felek
Ayirdilar sevenleri kiydilar bize

Öldürseler beni sevdamiz ölmez
Seni nasil sevdigimi kimseler bilmez
Sensiz yasayamam haberin var mi?
Adini kalbime yazdim kader silemez

Söz-Müzik: Özer Senay

Bu gece

Bu gece ah bu gece vallah billah bu gece
Çifte kurbanlar kesin yar gelecek bu gece
Ipek gömlek giymisem gül kokular sürmüsem
Gelim koynunda yatam seni cok özlemisem

Aman dokunmayin cok fenayim
Baykus tünemis binayim
Çeyrek aydir ayaktayim ben bende degilem bugun

Kendimde degilem bugün
Aman güzel saclarin sarisin anan baban öle
Aman ne küstürürsün ne de barisik

Sevenlere kiymayin seveni ayirmayin
Ben onsuz yasayamam yarama tuz basmayin
Bu gece ah bu gece vallah billah bu gece
Çifte kurbanlar kesin yar gelecek bu gece
Mumlar yansin davul calsin yar gelecek bu gece

Söz: Ali Gencebay-Hilmi Sahballi
Müzik: Ali Gencebay

Çoban

Çoban olur bu sevdayi güderim
Sanma sensiz bu diyardan giderim
Dört kitap üstüne yemin ederim
Benden baskasina yaretmem seni

Sahin olur gelir seni kaparim
Bulutlarin arasina saparim
Bilirsinki dedigimi yaparim
Benden baskasina yaretmem seni

Duman olur bacanizda tüterim
Bülbül olur bahcenizde öterim
Göze aldim yirmi sene yatarim
Benden baskasina yar etmem seni

Söz: Selahattin Sarikaya
Müzik: Yasar Güzelel

Nerelere gidem

Yetmedi mi benim senden cektigim
Yetmedi mi sana boyun egdigim
Ne yapsam da ativersem icimden
Yoksa bir kaza cikacak elimden

Nerelere gidem senin elinden canim
Nerelere gidem senin eilinden aman

Cümle alem hep bizi konusuyor
Kimseye diyecek sozüm olmuyor
Çikmazlarsa girdim senin yüzünden
Yoksa bir kaza cikacak elimden
Yeter artik biktim senin sevginden
Yoksa bir kaza cikacak elimden

Nerelere gidem senin elinden zalim
Nerelere gidem senin eilinden aman

Söz: Samil Benli
Müzik: Yusuf Salman

Dertli dertli

Görüyorsun tanrim beni degistir bu kaderimi
Açtim sana ellerimi yalvaririm dertli dertli
Bu cananin sahibisin siginacak gücüm sensin
Derman bana senden gelsin bekliyorum dertli dertli

Eskiler hep tas misali gözlerimde çile seli
Yasadigim nerden belli gecem dertli günüm dertli

Dertlerimle yalniz kaldim bir çikar yol bulamadim
Çilelerle adim adim yürüyorum dertli dertli
Özledigim günes dogsun yarabbim tek umudumsun
Duvalarim kabul olsun yasanmiyor dertli dertli

Eskiler hep tas misali gözlerimde çile seli
Yasadigim nerden belli gecem dertli günüm dertli

Yikilimisim ben

Sanki terk edilmis bir viraneyim
Her yanim dagilmis yikilmisim ben
Üstüne basilan taslar misali
Paramparça olmus dagilmsim ben

Çaresiz kalmisim gözlerim saskin
çile rüzgarinda savrulmusum ben
Terler derya olsa bende bir sandal
Devrilip batmisim bogulmusum ben

Tutunacak hiçbir dalim kalmadi
Bir agaç misali kurumusum ben
Sanki bir köleyim sanki bir esir
Yerlerden yerlere atilmisim ben

Çaresiz kalmisim gözlerim saskin
Çile rüzgarinda savrulmusum ben
Terler derya olsa bende bir sandal
Devrilip batmisim bogulmusum ben

Bir kulunu çok sevdim

Döndüm kibleye dogru açtim ellerimi
Yalvardim allahima duysun diye beni
Damla damla gözyasim dökülürken gözümden
Çektigim acilari yasiyorum yeniden

Bir kulunu çok sevdim o beni hiç sevmiyor
Kalbimi ona verdim artik geri vermiyor
Elim kolum baglanmis çaresizim allahim
Bu canimi sen verdin benden almak istiyor

Hor gören su gururun tükenmek bilmezmi
Sevginle yanan kalbi uzdügün yetmezmi
iyi niyet ugruna yasiyorsak dünyada
Seven garip olsada sevilmeye degmezmi

Bir kulunu çok sevdim o beni hiç sevmiyor
Kalbimi ona verdim artik geri vermiyor
Elim kolum baglanmis çaresizim allahim
Bu canimi sen verdin benden almak istiyor

SEVMEYI DENE

yalnizlik huzur vermez bir dost ara kendine
sevdasiz yürek gülmez artik sevmeyi dene
sende insansin dostum bir gönül var sendedee
uzatilan elleri geri cevirme böyle

tertemiz sevgilerle kucan ac gelenlere
tanrimizin emri bu artik sevmeyi dene

insan kendine yetmez muhtactir heb birine
inanki böyle yürümez artik sevmeyi dene
sende insansin dostum bir gönül var sendedee
uzatilan elleri geri cevirme böyle

tertemiz sevgilerle kucan ac gelenlere
tanrimizin emri bu artik sevmeyi dene

Bugün bayram

Bugün bayram günüdür aglem eglenir
Sen bizim yaylaya gel basin için
Dertliler oturmus derdin söylesir
Etme intizarim gül basin için
Hey hey hey hey hey

Davut sulariyam ahtim ovamda
Bir yildiz dogmustur vahti sabanda
Seher bülbüliyem ulu divanda
Sen benim vekilim ol basin için
Hey hey hey hey hey

Gülümse biraz

Haydi durmayin öyle sevinclerle cosalim
Mutluluklara dogru hep beraber kosalim
Birseyler yapmaliyiz bizler yaratmaliyiz
Huzuru bulmak icin sevip yasamaliyiz

Gülümse biraz gülsün gözlerin
Gülümse biraz bitsin kederin
Umut dertleri kötü günleri
Gülümse biraz gülümse biraz

Bir isyan hepimizi alivermis yürümüs
Daha bu genc yaslarda hep boynumuz bükülmüs
Birseyler yapmaliyiz bizler yaratmaliyiz
Huzuru bulmak icin sevip yasamaliyiz

Gülümse biraz gülsün gözlerin
Gülümse biraz bitsin kederin
Umut dertleri kötü günleri
Gülümse biraz gülümse biraz

Silerde geçer

Nedirki kecmeyen dünya icinde
Ümitler sevgiler gün olur gecer
Yikila yikila büyüse insan
Gönül olur basi dik gururla gecer

Düsmüsüz bir zalim dünya eline
Kapilmisiz onun devran seline

Bir gün gidecegiz mutlak ölüme
iste o herseyi silerde gecer
Ecelde herseyi silerde gecer

Dertli gecer dertli gecer ben ölmedikce
Her bagri ikiye bölerde gecer

Gülen gözler aglar sac beyazlamis
Teselli verecek dostlar aranir
O an kafamizda mazi canlanir
Uzansam tutulmaz gülerde gecer

Düsmüsüz bir zalim dünya eline
Kapilmisiz onun devran seline

Bir gün gidecegiz mutlak ölüme
iste o herseyi silerde gecer
Ecelde herseyi silerde gecer

Dertli gecer dertli gecer ben ölmedikce
Her bagri ikiye bölerde gecer

Yeterki sevmeli

Duysun daglar taslar duysun sesimi
Sensiz gecen günler verdi dersimi
Vermeden sevgilim son nefesimi
Olanlari unut af et sevgilim
Yeterki sevmeli af et sevgilim

Gözler yol gösterir gönül hükmeder
insanogludur bu hep hata eder
Tanri kullarini zaten af eder, allah
Yeterki sevmeli af et sevgilim
Olanlari unut af et sevgilim

Yasamak bu degil yasamiyorum
Sensiz yasamaktan zevk almiyorum
Önünde diz cöküp yalvariyorum
Olanlari unut af et sevgilim

Gözler yol gösterir gönül hükmeder
insanogludur bu hep hata eder
Tanri kullarini zaten af eder, allah
Yeterki sevmeli af et sevgilim
Olanlari unut af et sevgilim

Yalvariyorum

Yalan dünyam sana sesleniyorum
Artik hicbir seyden zevk almiyorum
Dolastikca bagrimda bulamiyorum
Al bu dünyadan yarap yalvariyorum

Dert sayanin derdi artar eksilmez
Sabir teselliden müjde getirmez
Bir kaderim var belli degismez
Al bu dünyadan yarap yalvariyorum

Yalan dünyam sana nettim neyledim
Bir yar sevdim sana gönül egledim
Felek vurdu sillesini mecnuna döndüm
Al bu dünyadan yarap yalvariyorum

Dert sayanin derdi artar eksilmez
Sabir teselliden müjde getirmez
Bir kaderim var belli degismez
Al bu dünyadan yarap yalvariyorum

Gülmemiz gerek

Ne yapalim demekle olmuyor dostum
Artik caresini bulmamiz gerek
Bizi bize düsman eden insani
içimizden cikarip atmamiz gerek

Duygumuz aynidir inanki dostum
Katila katila gülmemiz gerek
Bitsin artik yasimiz bitsin acimiz
Bambaska yarinlar kurmamiz gerek
Bize bizden baskasi dost olmaz dostum

Var olan gercegi görmemiz gerek
Sebeple kavgaya kimimiz kime
Kanayan yarayi sarmamiz gerek

Duygumuz aynidir inanki dostum
Katila katila gülmemiz gerek
Bitsin artik yasimiz bitsin acimiz
Bambaska yarinlar kurmamiz gerek
Bize bizden baskasi dost olmaz dostum

Yaraliyam

Karanlik bir gece yol görünmüyor
Yürüyorum dikenlerin üstünde
Kara cali bana aman vermiyor
Yürüyürom dikenlerin üstünde yaraliyam

Yavas yavas ilerlerken katlanir
Benimle yola cikanlar hani
Ah geri dönsem tasa tutarlar beni
Yürüryorum dikenlerin üstünde yaraliyam

Seni yakacaklar

Hep adini yazdim sarkilarima
Sevgilim sucunu herkes bilecek
Bana ettigini herkes duyacak
Seni tanri bile af etmeyecek

Alistim artik ben sensizlige
Zarari yok alistim artik ben hasretine
Seni yakacaklar benim yerime
Seni allah bile af etmeyecek

Ah edip basini duvarla vur
Kahrol bir kösede bos hayaller kur
Kalpsizlerin sonu hep böyle olur
Seni tanri bile af etmeyecek

Alistim artik ben sensizlige
Zarari yok alistim artik ben hasretine
Seni yakacaklar benim yerime
Seni allah bile af etmeyecek

‘MİT SANDIM DEĞİLLERMİŞ’ Ağustos 14, 2008

Posted by ibrahimtatlisessevenleri in basında ibo.
Tags: , , , ,
add a comment











‘Sauna Çetesi’ Sanıkları Arasında Yer Alan, Ergenekon Dosyasında Adı Geçen İbrahim Tatlıses, ‘Adama Ebced İlmini Biliyor Diye Gittik, Çete Çıktı. Bunda Benim Ne Suçum Var’ Dedi.

 

'MİT Sandım Değillermiş'




Resmi büyütmek için tıklayın
 

‘SAUNA ÇETESİ’ SANIKLARI ARASINDA YER ALAN, ERGENEKON DOSYASINDA ADI GEÇEN İBRAHİM TATLISES, ‘ADAMA EBCED İLMİNİ BİLİYOR DİYE GİTTİK, ÇETE ÇIKTI. BUNDA BENİM NE SUÇUM VAR’ DEDİ.

İbrahim Tatlıses, adının ‘Sauna Çetesi’ne karışması hakkındaki iddialara yanıt verdi: ‘Adam (Kasım Zengin) ‘Ebced ilmini biliyorum’ dedi. Birinin aklını başına getirelim diye kalktık ona gittik. Adamlar meğer bir çete kurmuşlar. Durup dururken o çetenin üyesi oldum.’


Bir gün beni bu kişi Ankara’daki yazıhanesine davet etti. Eski Emmniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır, baktım bu adamın yazıhanesinde oturuyor. Sonra çok değerli bir savcımız, Nuh Mete Yüksel de geldi. Ben de bunların MİT olduklarını sandım. Ama MİT değillermiş, hiçbir şey değillermiş. Şimdi bunda benim ne suçum var.’

Oldum Sauna çetesi

O sırada Emre Köroğlu bana, ‘Benim yeğenim sünnet oluyor abi, eğer şeref verirsen mutlu oluruz’ dedi. Kalkıp gittik, düğünde olduğumuz için de tempo tuttuk. Cep telefonuyla o resimler çekilmiş ve sürekli o resmim basıldı. Şekil bu… Ben oldum Sauna Çetesi.

‘Ebced’ ilmini biliyor diye gittim çete çıktı

‘Küre Operasyonu’ kapsamında ifadesine başvurulan, ‘Sauna Çetesi’ sanıkları arasında yer alan, Ergenekon dosyasında adı geçen İbrahim Tatlıses, Bodrum’daki otelinde Kelebek’le buluştu… Hakkındaki iddialara yanıt veren Tatlıses, ‘Birinin aklını başına getirelim istedik. Yani kendine çeki düzen vermesi anlamında. Neyse adama ebced ilmini biliyor diye gittik, çete çıktı. Bunda benim ne suçum var’ dedi.

Nasılsınız?

Süperim, bomba gibiyim… Beni tek kızdıran yalan yanlış haberler… Önce gözaltına alındığımı yazdılar, sonra cezaevine koydular. Bu kadar olmaz ki. Kimsenin annemi, 16 yaşındaki oğlumu üzmeye hakkı yok. O çocuk evde perişan oldu. Kimse açıp da bir şey sormadan kafasına göre yazıyor. Bu işin sonu ne olacak arkadaşlar?

Birkaç gün önce ‘Küre Operasyonu’ kapsamında açılan davalarda ifadenize başvuruldu. Ergenekon dosyasında ‘terör örgütüne maddi-manevi yardım’ yaptığınız konusunda adınız geçiyor… Neler söyleyeceksiniz?

- İfademin alınmasıyla ilgili söyleyecek bir şey yok. Gittik, ifademizi verdik, bitti… Bir yerlere yardım konusu da safsatadan başka bir şey değil. Onların ‘yardım yaptı’ diye anlattığı dönemde ben, kirada oturuyordum. Perihan Savaş ile Fulya’da 500 liraya ev almıştık. Eve perde alacak paramız yoktu, camları gazete kağıdı ile kapatmıştık. Ben bu haldeyken 1.5 milyon dolar yardım etmişim ha? Şimdi Doğulu’ysan, Kürtçe biliyorsan, şarkıcıysan, şöhretsen bunlar hep yakıştırılır. Bu dosyalar 50 defa mahkemelere gitti. En büyük savcılar bile bu dosyalara bakıp, iddialara güldüler. ‘Yardım ediyor’ diye açılan bütün davalardan beraat edeli tam sekiz yıl oldu. Fakat bu Ergenekon olayı yüzünden yeniden gündeme geldi. Ben, bu camiadaki herkesle bir araya gelen birisiyim arkadaşlar. Yeraltı, yerüstü, işadamı, asker, vs… Mesleğim icabı hepsiyle bir masada oturuyorum, konuşuyorum. Benim Veli Küçük Paşa’yla tanışmışlığım da var Sami Hoştan’la da, Kürşat Yılmaz’la da. Masalarında oturmuşumdur, konuşmuşumdur, bir dostluğum, arkadaşlığım olmuştur. Bu alemde olan hemen hemen herkesle bir dostluğum, konuşmuşluğum olduğu gibi. Ama hepsi bu kadardır. Yani ilişkilerim hep arkadaşlık çerçevesinde sınırlıdır. Beni Sauna Çetesi yaptılar. Oysa adı geçen o adamı ben bambaşka bir şey için tanımıştım. Tanıdığım, konuştuğum için Sauna Çetesi’ne girdim. Hiçbir günahım, suçum olmadığı halde.

Adı geçen o kişi sanırım Emre Köroğlu (Kasım Zengin). Kendisi sosyete medyumu olarak biliniyordu. Nasıl tanıştınız?

- Adam ‘Ebced ilmini biliyorum’ dedi. Biliyor diye kalktık ona gittik…

Kim için gittiniz ve bu ilim nedir, ne işe yarıyor?

- Ne için, kim için gittik, boşverin. Ama birinin aklını başına getirelim diye gittik, amaç buydu. Ben adamla bu şekilde tanıştım. Ne olup bittiğinden haberim yok ki. Adamlar meğer bir çete kurmuşlar. Ben de farkında değilim, ama durup dururken o çetenin bir üyesi oldum. Bir gün beni bu kişi (Emre Köroğlu) Ankara’daki yazıhanesine davet etti. Yolum Ankara’ya düşünce de aradım ve gittim. Eski emmniyet genel müdür yardımcısı Ertuğrul Çakır, baktım bu adamın yazıhanesinde oturuyor. Aradan 15 dakika geçti, çok değerli bir savcımız Nuh Mete Yüksel de geldi. Sen ne anlarsın? Ben de bunların devletin elemanı, MİT olduklarını sandım. Ama MİT değillermiş, hiçbir şey değillermiş. Şimdi bunda benim ne suçum var. Adam rica etti, ‘Teşkilat durum anlaşılmasın diye göstermelik bir büro açtı, Ankara’ya gelirsen çayımızı, kahvemizi iç, daha büyüklerimiz de geliyor’ dedi. Ben de ‘gelirim’ diyip, gitmişim. O sırada Emre Köroğlu olarak bildiğim kişi bana, ‘Benim yeğenim sünnet oluyor abi, eğer şeref verirsen mutlu oluruz’ dedi. Kalkıp gittik, düğünde olduğumuz için de tempo tuttuk. Cep telefonuyla o resimler çekildi ve sürekli o resmim basıldı. Şekil bu… Ben oldum Sauna Çetesi. Benim siyasi hiçbir görüşüm olamaz. Benim en önemli siyasi görüşüm, Türkiye Cumhuriyeti’dir, Türkiye Cumhuriyeti bayrağıdır, Türkiye Cumhuriyeti topraklarıdır. Vergimi de burada veririm, bayrağımı da alıp öper, başımın üstüne koyarım. Bunun dışında kim bana ne yakıştırırsa yakıştırsın, gerçek budur. Kürtçe serbesttir, Kürtçe şarkı söylerim. Ama amacını aşmadığı sürece söylerim. Amacını aşan hiçbir Kürtçe parçayı da söylemem. Çünkü ben siyasetçi değilim. Ben Doğuluyum, Kürtçe biliyorum, hiç kimseye para vermedim, hiç kimse de benden haraç alamaz. Ben taraf olamam. Benim tarafım insanlıktır. Ben ne sağcı ne de solcuyum. Ben sosyal demokratım. Bu konuda daha fazla söyleyecek bir sözüm yoktur. Ama bütün bu gelişmeler beni gerçekten çok üzüyor, yaralıyor. Bu konularda bir daha konuşmayacağım. Bu son sözlerimdir…

Hiç mi kabahatiniz yok?

- Hiçbir kabahatim yok. Ben halkın sevdiği bir sanatçıyım. Mesleğim icabı binbir türlü insanla tanışıyorum. Ben nereden bileyim kimin ne olduğunu? Bunda benim günahım, suçum ne?

İbrahim Tatlıses korkulacak kadar ‘güçlü’ bir adam mı peki?

- Hayır. Ben insanları ürkütmeyi değil, saymayı, sevmeyi severim. Ben kafamdaki canavarı da hep böyle küçültmüşümdür. Ben mafya değilim. O alem başka, ben başka. Ben şarkıcıyım. Benim silahım da gücüm de mikrofondur, sesimdir. Fakat zora gelirse kimse kusura bakmasın, aslanlar gibi savaşırım. Ama tek başıma. Kimseyi araya sokmadan. Şimdi birileri vuruluyor, birileri ölüyor. Ben hep işin içindeyim! Ama benim olaylarla hiç alakam yok. Nasıl oluyor bu?

Gerçekten adınızın karıştığı hiçbir olayla alakanız yok mu?

- Namusum, şerefim üzerine yemin ederim ki yok! Kuran getirin, el basayım. Urfa’da, çarşıda dolaşıyoruz, biri bize laf atıyor. Atabilir! Cumhurbaşkanı’nın da aleyhine konuşuyorlar. Adam o an çok küfürlü konuşunca yeğenlerimden biri adamı vuruyor. Ne oldu, İbrahim Tatlıses vurdurttu oldu. Hep böyle şeyler başıma geldi. Derya Hanım’ın, Asena’nın olayında da aynı şey oldu. İşin içinde olunca her şeyi ben yaptırtıyorum sanıyorlar.

Sokaktaki vatandaş, ‘İbrahim Tatlıses‘in adı her türlü olayın içinde geçiyor ama hepsinden de bir şekilde yırtıyor’ diye düşünüyor…

- Benim dokunulmazlığım falan yok, asla! Böyle bir şey söz konusu olabilir mi Allah aşkına! Devletin hukuku var, avukatı var, savcısı var, mahmekesi var. Hadi birinden yırttım, ikincisinden yırttım, üçüncüsünden yırtamam ki. O zaman çıkıp, ‘Bu nasıl oluyor?’ diye hesap sormazlar mı? Eğer benim bir suçum olsa, hangi savcı çıkar da, ‘Bunda bir şey yok, onu içeri atmayın’ der, sorarım size. Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

CEBİMDE SİLAH DEĞİL TIRNAK MAKASI TAŞIYORUM

Siz 1980′li yıllarda cezaevinde yattınız değil mi?

- Tabii yattım… Polise hakaretten. 1980′li yıllardı. İzmir Fuarı’ndaydık, o sırada film de çekiyoruz… Malzemelerimizi taşıyacağız polis bizimle inatlaştı. Sonra ona hakaret ettiğimi söyleyerek resmen bana iftira attı. Tam 14 gün yattım. Bu adliyenin tarihe geçmiş en büyük hatalarından biridir. Çünkü ben polise hakaret etmemiştim. Üç kişi birlik olup benim hakkımda yalan ifadede bulundu. Neyse 14 gün yattık ama yövmiyem arttı. Fuara girdiğimizde normal iş oluyordu, hapisten çıkınca ‘iğne at yere düşmez’ durumunda konserler vermeye başladım. O da bir tecrübe oldu. Çok kalabalık bir koğuşta yatmıştım. İçeride çok para dağıttım. Çok fakir vardı çünkü. Kantinden alışveriş yaptırıp, koğuş arkadaşlarıma dağıtıyordum. Bu yüzden iki tane gardiyanın işine son verilmişti. Neyse, sonra bu davadan beraat ettim de temizlendim…

Sicilinize işlenen bir suç var mı?

- Şimdi anlatacağım bir şikayettir! 25 yıl önce, bir olay oldu. Kışın Ankara’ya gazino çalışmasına gittim. Bir otelde kalıyoruz ve otel çok soğuk. Çalışanlara kaloriferi yakmasını söyledim, yakmadılar. Patronun yaktırmadığını öğrenince adama gittim. Bu arada ertesi gün konserim var ve sesim soğuktan çatallaşmış durumdaydı. Neyse otel sahibi havanın sıcak olduğunu, kaloriferi yakmayacaklarını söyledi. Yakarsın, yakmazsın adamla birbirimize girdik… Kavga sırasında adam elimden kaçıp, bir odaya girdi. Bunun üzerine ben de çektim, gittim. Antalya’ya doğru giderken, yolda polis çevirdi ve adamın birini dövdüğümü, ona silah çektiğimi bu yüzden hakkımda şikayet olduğunu söyledi. Ben de o zaman ne silahı olur. Neyse sonra bir sürü mahkemeler olmuş. Adam kendi kendine ona silah çektiğime dair yalancı şahitler bulmuş. Bu olay benim sicilime işlendi. O zaman acemiyim, neyin ne olduğunu bilmiyorum ki. İbrahim Tatlıses bugün bir milyon tane tehditle karşı karşıya, ama inanın ruhsatlı silahım yok. Niye yok? Ruhsat almaya gidiyorum karşıma işte bu 25 yıl önceki dava çıkıyor. İçişleri Bakanlığı’na mektup gönderdim, durumu anlattım ama yine de sabıkamı sildiremedim. Bu yüzden ben cebimde tırnak makasıyla dolaşıyorum. Buradan, ‘İbrahim Tatlıses güçlüdür, o yapmıştır, o korunuyor’ diyenlere sesleniyorum, bu nasıl kayırılmak, korunmak şimdi? Milletvekilli olmak istedim, ‘Dokunulmazlık almak için milletvekili olmak istiyor’ dediler. Ya benim zaten dokunulmazlığım var, ben İbrahim Tatlıses‘im.

Ebced ilmi nedir

Ebced kelimesi, Arap alfabesindeki harflerin kolay ezberlenebilmesi için, harflerin birleştirilmesiyle meydana gelen 8 anlamsız kelimenin ilkidir. Ebced’in en büyük özelliği ‘Ebced hesabı’ adı verilen bir işlemde kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı değeri vardır. Ebced ilmini bilen kişilerin, bu sayılardan yola çıkarak kişinin durumunu ve ruh halini tespit ettiğine, o kişinin üzerinde büyü varsa da okumalarla büyüyü bozduğuna inanılır.

Parayla kadın tutmadım

İbrahim Bey, bir süre önce medya mensupları hakkkında ağır yazılar yazan bir internet sitesi gündemdeydi. Şimdi bu site kapandı ama arkasında sizin olduğunuz hep konuşuluyor. Bu yazıları siz mi yazdırıyordunuz?

Eğer ben böyle bir şey yapmışsam, evladım ceza görsün. Namusuma da yapmadım, nikáhıma da yapmadım. Ben belden aşağı vurmam. Ben bu mesleği daha uzun yıllar yapacağım. Bana çok lazımsınız, ben de size lazımım. Ben size bir şey yaparsam, beni yazar mısınız? Ben bugüne kadar reklam aşkı yaşayayım diye ne parayla karı-kız tuttum, ne de bir gazeteciye, ‘Benim haberimi yapın, size şunu yapacağım’ dedim. Parayla bir şey olmaz… Benim sesim var, sesim! Ben yazacaksam kendi internet sitemden yazarım arkadaşlar. Öyle maşa falan da tutmam.

1 trilyon kaybettim

Geçtiğimiz seçimlerde bir partiden İstanbul milletvekilliğine adaylığınızı koymuştunuz. Bu işten çok zarar ettiniz mi ve yeniden seçimlere girmeyi düşünüyor musunuz?

- 1 trilyon para kaybettim. 200 milyar reklam harcaması yapmıştım. Ama o kampanya dönemi işe gidemediğim için toplam zararım 1 trilyonu bulmuştur. İlk seçimlerde yine girmek istiyorum. Ama belediye başkanlığına değil, milletvekilli olmak istiyorum. İnşallah ben de tıpkı Osman Yağmurdereli gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, ‘Namusum, şerefim üzerine yemin ediyorum’ diyebilirim. Benim derdim hizmet. Ben halkıma iyi hizmetlerde bulunmak istiyorum… Sema Denker-Kelebek-Hürriyet

TATLISES’TEN İLGİNÇ AÇIKLAMALAR Ağustos 14, 2008

Posted by ibrahimtatlisessevenleri in basında ibo.
Tags: , , , , ,
add a comment

‘Karizmatik Olmaya Özen Gösteririm. Her Erkek Gibi Belli Ölçülerde Bakım Yaptırırım. İddia Edildiği Gibi Yüzümde Botoks Yok. Kırmızı Urfa Biberi Yiyerek Sağlıklı ve Zinde Kalıyorum. Hormonlarım Çok Çalıştığı İçin Üç Günde Bir Kulaklarımdaki Tüyler Uzuyordu. Çareyi Lazer Epilasyon Yaptırmakta Buldum.’

 

‘KARİZMATİK OLMAYA ÖZEN GÖSTERİRİM. HER ERKEK GİBİ BELLİ ÖLÇÜLERDE BAKIM YAPTIRIRIM. İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ YÜZÜMDE BOTOKS YOK. KIRMIZI URFA BİBERİ YİYEREK SAĞLIKLI VE ZİNDE KALIYORUM. HORMONLARIM ÇOK ÇALIŞTIĞI İÇİN ÜÇ GÜNDE BİR KULAKLARIMDAKİ TÜYLER UZUYORDU. ÇAREYİ LAZER EPİLASYON YAPTIRMAKTA BULDUM.’Adalet Hanım hâlâ eşimdir

Ben resmi nikahı sadece Adalet Hanım’la yaptım. Altı yıl evli kaldım, sonra da boşandım. Ama halen Adalet Hanım, Allah katında dini nikâhlı olarak benim eşimdir. Ahmet’in anasıdır. O benimle evlendi. Çocuğunun başında oturdu, aslanlar gibi onlara baktı. Her ay aylığı, altına da arabası gider. O bir yana, dünya bir yanadır. Onun yeri benim dünyamda farklıdır. Boşanmamız da çok basit bir şey yüzünden oldu. Yoksa evliliğimiz devam ederdi.

Osman’ın ölümü beleş bir ölüm

Osman Yağmurdereli‘nin ölümü bana göre beleş bir ölüm. Bağırsağındaki bu hastalık tespit edilir edilmez, hemen orayı kesip alacaklardı. Bunun ameliyattan başka çözümü yok. Teşhis koyulduğu ilk gün ameliyat edilmesi gerekiyormuş.

Amerika’yla görüşülüyor, Başbakan uçağını veriyor ama gidilmiyor. Osman’ın bu durumunda diller sustu, gözler küllendi. Her şey terse çalışmaya başladı. Bağırsak kanseri olan bir adam iki yıl yaşar mı? Yaşarsa da iki yıl sonra ölmek ahmaklıktır.

Londra Filarmoni konseri teklifi

Londra Flarmoni Orkestrası’yla birlikte konser vermem teklif geldi, kabul etmedim. Ben hâlâ İbrahim Tatlı gibi yaşıyorum. İbrahim Tatlıses gibi değil. Hadi dünyaya açıldım, ne olacak. Biraz daha şöhretim artacak, biraz da param olacak, o kadar. Ben ülkemde her şeye razıyım. Zaten beni dünyada herkes tanıyor. Biri çıkıp, ‘Ben falanım, bana kendini bir ay teslim edecek misin?’ deseydi ve ben de projeye güvenseydim, o işe girerdim. Böyle bir şey olmadı.

Karizmatik olmaya özen gösterdiğini, her erkek gibi belli ölçülerde bakım yaptırdığını söyleyen İbrahim Tatlıses, yüzüne botoks yaptığı iddialarının doğru olmadığını söyledi. Kırmızı Urfa biberi yiyerek sağlıklı ve zinde kaldığını belirten 55 yaşındaki ünlü türkücü, ‘Hormonlarım çok çalıştığı için üç günde bir kulaklarımdaki tüyler uzuyordu. Çareyi lazer epilasyon yaptırmakta buldum’ dedi. İşte Tatlıses’ten bugüne kadar duymadığınız samimi itiraflar.

Çok güzel kilo vermişsiniz. Spor mu, diyet mi yaptınız?

- Dört kilo verdim, dört kilo daha vereceğim. Yememe dikkat ediyorum. Bitkisel şeyler yiyip, vücudumun her yerine kan gitmesini sağlıyorum. Cildin pırıltısını da ot yememe borçluyum. Bunu Ender Saraç öğretti. Bütün sebzeleri kendi suyuyla, buharda pişirttiriyorum. Sonra pişen bu sebzelerin üzerine azıcık yağ gezdiriyorum. Üzerine isot, kekik atıyorum. Az tuzla yiyorum. Kızarmış yağla yapılan yemeği asla yemiyorum. Böyle kilo verdim.

Zaten isot demek İbrahim Tatlıses demek…

- Urfa isotu her derde deva. Her şeye iyi geliyor. Yaramadığı bir şey yok.

Bu arada gerçekten de sağlam mideniz varmış…

- Midem sağlam değildi. 15 yıl önce ülserim vardı. Şevket Küçük isminde Urfalı bir arkadaşım vardır. Onun annesi Urfa’da bilmem ne ağacının sakızından bir ilaç yapıyordu. O ilacı içtim, hemen iyileştim. Biraz da perhiz yaptım. Zaten hayatımda ilk kez o zaman perhiz yapmıştım. Tam 10 kilo vermiştim. Hiç unutmam kadınlar matinesindeyim, hanımın biri, ‘Ne bu halin, pantolonun düşüyor, küçülmüş’ dedi. Zayıf halimi beğenmediler. Bir tanesi de ‘Niye ceketini çıkartmıyorsun?’ diye sormuştu.

Neden?

- Neden olacak anla işte…

Anladım, kalçanızı görebilmek için…

- Bu 25 yıl önce oluyor. Ben kadınların böyle bir merakı olduğunu ilk o kadından duymuştum. O yüzden zayıflamış halimi beğenmediler.

Peki, dönelim sağlıklı yaşam reçetenize…

Buradan bir tavsiyem olacak. Masanızdan kırmızı biberi asla ve asla eksik etmeyin. Bu kırmızı biber, kansere iyi geliyor, bağırsak, karaciğer, böbrek ne varsa vücudun her organına enerji ve güç saçıyor. Benim dinçliğimin sırrı hakiki kırmızı Urfa biberidir. Bir de kafama hiçbir şeyi takmıyorum. Kendime göre deşarj yöntemlerim vardır.

Mesela?

- İçime hiçbir şeyi atmam. Sinirlenirsem, bağırırım… Tarzan niye bağırıyor? Tarzan yöntemini kullanıyorum…

BENDE BOTOKS YOK

Peki bakım yaptırır mısınız? Yüz ve kırışıklık kremleri, nemlendirici falan kullanır mısınız?

- Bakım yaparım. Pedikür, manikür hangisidir bilmem ama ikisini de yaptırırım. Ama onun dışında cilt bakımı yaptırmam, öyle krem falan da sürmem. Sadece kulaklarımdaki tüyleri aldırdım, o kadar. Lazerle yok ettiler.

Yani kulak tüylerinize epilasyon yaptırdınız?

- Adı epilasyon mudur nedir bilmem, lazerle bir şey yaptılar ve tüyler bitti, gitti. Artık çıkmıyor. Hormonlarım çok sağlıklı çalıştığı için kulaklarımdaki tüyler üç-dört günde bir çıkıyordu. Lazerle o dertten kurtuldum.

Biliyorsunuz Emrah da vücudundaki tüyleri aldırtıyor.

- Nasıl yani, gerçekten mi? Ben zaman zaman kollarımdaki tüyleri kısaltırım ama öyle komple alınır mı hiç ya!

Saçlarınızı boyatmaktan sıkılmadınız mı?

- Her tarafı beyaz olsa, boyamayacağım. Sadece şakaklarımın oralarda beyaz var, o yüzden boyuyorum. Yoksa ben de istemiyorum boyamak. Artık işi bıraktığımızda boyamayı da bırakacağım.

Peki ben bir şey duydum; yüzünüze botoks yaptırıyormuşsunuz…

- Noter kanalıyla bunu ispat etsinler, mesleğimi bırakacağım ve ne kadar servetim varsa size vereceğim. Eğer günün birinde böyle bir şeye ihtiyaç hissetsem bile asla botoks yaptırmam. Erkeğin evreleri ve devreleri vardır. Çocukluk, ergenlik, gençlik, orta yaş ve ihtiyarlık. Ben şu anda dördüncü evredeyim. Yani orta yaşlardayım. Kadın, her türlü bakımı yaptırabilir. Çünkü kadın güzeldir, erkek ise yakışıklıdır. Erkeğin yüzündeki çizgiler olacak ki, karizmatik olsun. Ben de şimdilik derin çizgiler yok. Tabii her şeyin başı, mutluluk. Yat, kat, uçak mutluluk getirmiyor.

Yat, uçak olabilir ama önemli olan bunların keyfini çıkarabilmektir. Yani siz hiç uçağınıza atlayıp bir öğlen Paris’te yemek yemeğe gittiniz mi?

- Daha o kadar sosyetik durumum yok. Aslında bu söylediğinizi yapmam lazım. Bana ne otelden, bana ne kebaptan, bana ne gömlekten. Sahnede benden iyi kazanan yok, benden çok çalışan yok, benim kadar ilgi gören yok ama ben hep başkaları için çalışıyorum, kendim için değil. Bu çok yanlış bir şey. Uçağım var, keyfini çıkaramıyorum. ‘Kaptan bugün Honolulu’ya gitmek istiyorum’ desem, bitti… Adam bana bir rota çizecek ve gideceğiz. Eminim bu çok keyifli bir şeydir. Bunu yapacağım zaman da gelecek.

63 YAŞINDA MESLEĞİ BIRAKACAĞIM

Evinizin salonunda duran ilaç kutuları dikkatimi çekti. O kutuların içinde onlarca ilaç var. Neden bu kadar çok ilaç kullanıyorsunuz?

- Her gün Omega 3 alıyorum, gerek olursa kas gevşetici de alıyorum. Baş ağrısı ilacım var. Yine günde iki tane bebe aspirini içiyorum. Amerika’dan getirttiğim vitaminler var, enerji ilaçlarım var, Ginseng içiyorum… Bir de unutkanlık ilacım var. Ben gece çalışıyorum. Bunları kullanmaya ihtiyacım var. Herkes gece eşine, sevgilisine, çoluğuna çocuğuna sarılıp uyurken, ben işime sarılıyorum.

Biraz önce dediğiniz gibi ‘Hep iş, hep iş.’ Bu nereye kadar gidecek?

- 63 yaşına geldiğim zaman mesleği bırakacağım. 63 Urfa plakası. Urfa plakasına gelince elimi eteğimi çekeceğim. Yani mesleğimin 48. yılında veda edeceğim sahnelere.

Kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz?

- Etrafım çok kalabalık ama bu kalabalığın içerisinde gerçekten çok yalnızım. Bu yalnızlık nereye kadar sürecek, bilmiyorum.

Ama bir sevgiliniz var?

- O anlamda yalnız değilim canım. Herkesin bir sevdiği, saydığı, birlikte olduğu birisi vardır.

Ömürlük mü peki?

- Kesinlikle. Benim ilişkilerim öyle kısa vadeli olmaz.

Ayşegül Hanım’la birliktesiniz değil mi?

- Siz ne biliyorsanız, onların dışında birileri olamaz. İsim yok ama bildiğiniz doğrudur.

Neden yanınızda olan kadınların elini tutup, sokağa çıkmıyorsunuz?

- Benim duruşum o değil… Sarmaş dolaş dolaşmam. Ben Avrupai olamam. Ben hálá Urfa’dayım. Ya adamlar parayla kadın tutup, bir ay gazetelerde yazılıp çiziliyorlar. Niye, gündemde kalsınlar diye. Ben böyle gündemi ne edeyim ya! Ben sanatçıysam, sesimle gündemde olurum. Bu ne? Ben toplumun önünde kısa süreli ilişki bile yaşamam. Laçka olmam, cıvımam. Tabii ki günlük ilişkilerim oldu ama uzamasını severim, tercih ederim.

Adalet Hanım hálá eşimdir

İbrahim Bey siz ilk eşiniz Adalet Hanım’la hálá evli misiniz?

- Ben mesleğimle evliyim. Ama özel hayatımda da evliyim.

Resmi nikáhlı mısınız?

- Resmi nikáh yok. Ben resmi nikáhı sadece Adalet Hanım’la yaptım. Altı yıl evli kaldım, sonra da boşandım. Ama halen Adalet Hanım, Allah katında dini nikáhlı olarak benim eşimdir. Ahmet’in anasıdır. O benimle evlendi. Çocuğunun başında oturdu, aslanlar gibi onlara baktı. Her ay aylığı, altına da arabası gider. O bir yana, dünya bir yanadır. Onun yeri benim dünyamda farklıdır. Boşanmamız da çok basit bir şey yüzünden oldu. Yoksa evliliğimiz devam ederdi.

Osman’ın ölümü beleş bir ölüm

Geçtiğimiz hafta çok sevdiğiniz dostunuzu, Osman Yağmurdereli‘yi kaybettiniz. Zamansız ölümler size ne hissettiriyor İbrahim Bey?

- Osman’ın ölümü bana göre beleş bir ölüm. Bağırsağındaki bu hastalık tespit edilir edilmez, hemen orayı kesip alacaklardı. Bunun ameliyattan başka çözümü yok. Teşhis koyulduğu ilk gün ameliyat edilmesi gerekiyormuş. Amerika’yla görüşülüyor, Başbakan uçağını veriyor ama gidilmiyor. Osman’ın bu durumunda diller sustu, gözler küllendi. Her şey terse çalışmaya başladı. Bağırsak kanseri olan bir adam iki yıl yaşar mı? Yaşarsa da iki yıl sonra ölmek ahmaklıktır. Bu ahmaklık doktorların mıdır, ailenin midir, rahmetlinin midir bilinmez. Sonuçta Osman’ıma yazık oldu.

Siz chek-up yaptırıyor musunuz?

- Osman’ın vefatıyla dikkat etmem gerektiğini öğrendim. ‘Ölümden korkmuyorum’ dersem yalan söylemiş olurum. Herkes gibi ben de korkuyorum. Ancak benim gibi bir adamın yapacağı çok iş var diye düşünüyorum. İşleri yeni yeni oturtuyoruz. 500 kişi benden ekmek yiyor. Birden bire bunları bırakıp gidiyorsun. Buna beleş ölüm denir.

Yaşlılığınız için planlarınız var mı, merak ettim?

- Ben yaşlılığımda çok huysuz olurum. Osman’la (Yağmurdereli) şöyle bir planımız vardı; 70 yaşına geldiğimizde bir villa yaptırıp, çok sevdiğimiz arkadaşlarımızı da yanımıza alıp, orada yaşayacaktık. Kumar oynayacaktık, vs. O evde dişi sinek bile olmayacaktı. Kadın huzuru bozar. Birkaç yardımcımız olacaktı, o kadar. Onları da yemeğimizi yapsın, çamaşırımızı yıkasın diye tutacaktık. Havuzumuza girecektik, oyun oynayacaktık. Elimizde bastonlarımızla dolaşacaktık. Hayalimiz bunlardı. Osman bana bu anlamda söz vermişti ama beni yalnız bıraktı.

Röportaj: Sema DENKER / HÜRRİYET

Hello world! Ağustos 14, 2008

Posted by ibrahimtatlisessevenleri in Uncategorized.
1 comment so far

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.